Okul koridorlarında yürürken o kapının önünden geçersiniz. Bazen içeriden bir kahkaha, bazen derin bir sessizlik, bazen de hararetli bir konuşma sesi gelir. Rehberlik Servisi… Öğrenciler için bazen bir sığınak, bazen de çekinilen bir “müdüriyet şubesi”. Peki, o kapalı kapılar ardında aslında neler konuşuluyor? Bir rehber öğretmen, sınıfa girdiğinde söyleyemediği neleri yutkunuyor? İşte rehberlik odasının, koridorlara yansımayan 7 mahrem gerçeği.
Kapalı Kapılar Ardındaki 7 Sır
Rehber öğretmenler olarak bizler, bir öğrenciye baktığımızda sadece notlarını değil, taşıdığı görünmez yükleri de görürüz. İşte meslektaşlarımızla odamızda konuştuğumuz, ancak öğrenci veya veli karşısında dile getirmekte zorlandığımız o gerçekler:
-
“Tembel” öğrenci yoktur, “anlaşılmamış” veya “korkmuş” öğrenci vardır.
Sınıfta ders dinlemeyen o öğrencinin sorunu zeka değil; ya evdeki bir huzursuzluk ya da başarısızlık korkusunun getirdiği öğrenilmiş çaresizliktir. Biz bunu görüyoruz, ama etiketleri sökmek zaman alıyor.
-
Sınıfın en “sorunsuz” görünen, en sessiz öğrencisi, bazen iç dünyasında en büyük fırtınaları yaşayandır.
Sessizlik her zaman uyum anlamına gelmez. Bazen yardım çığlığının en gürültülü halidir. “Mükemmel öğrenci” maskesi takanların yükü sandığınızdan daha ağırdır.
-
En büyük akademik engel müfredat değil, evdeki “mükemmeliyetçilik” baskısıdır.
Velilerle yaptığımız görüşmelerde sıkça şunu düşünürüz: “Keşke çocuktan önce anneyi/babayı rehabilite edebilsek.” Çocuğun omzundaki ebeveyn beklentisi, sınav stresinden daha yıkıcı olabilir.
-
Sınav kaygısı bir sonuçtur, sebep değil.
Bize “Çocuğumda sınav kaygısı var” diye gelirler. Oysa altını kazıdığımızda genellikle özgüven eksikliği, kıyaslanma korkusu veya gelecek belirsizliği çıkar. Biz kök nedenlerle uğraşırız.
-
Keşke bürokrasiye ayırdığımız vakti, göz temasına ayırabilseydik.
Rehberlik odasında gördüğünüz o dosya yığınları, maalesef bazen bir öğrenciye “Nasılsın?” dememizin önüne geçiyor. Sistemin bize yüklediği evrak işleri, asıl işimiz olan “insana dokunmayı” zorlaştırıyor.
-
Öğretmenler odasındaki etiketlemelerden biz de rahatsızız.
Bir öğrenciye “iflah olmaz” damgası vurulduğunda, rehberlik servisi olarak o öğrencinin avukatı olmak zorundayız. Çoğu zaman diğer branş öğretmenlerine karşı öğrenciyi savunurken buluruz kendimizi.
-
Kapımız kapalıyken bile aslında sizin için endişeleniyoruz.
Bazen katı görünmek zorunda kalsak da, disiplin süreçlerine dahil olsak da, amacımız cezalandırmak değil, kazanmaktır. O odada bir öğrenci için dökülen gözyaşları sınıfa asla yansımaz.
Sonuç Olarak;
Rehberlik servisi bir sihirbazlık dükkanı değildir, ancak doğru iletişimle hayat değiştiren bir dönüm noktası olabilir. O kapıyı çalmaktan korkmayın. Çünkü içeride, sizi yargılamak için değil, anlamak için bekleyen profesyoneller var. Unutmayın, biz sizin “açığınızı” değil, “ışığınızı” arıyoruz.


